Özgünlüğün Yok Oluşu

29 Eki 2008 In: Köşe Yazılarım

 

http://internethaber.com/images/news/72022.jpg
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Teknoloji alanında rekabet içinde olan web siteleri artık gerçek amaçlarını unutup ekstra metodlar ile kullanıcı kazanmayı hedefler hale geldiler.

Peki neydi bunlara özünü unutturan. Çok fazla düşünmeye gerek yok. Sihirli olduğu düşünülen ve adına Pagerank dedikleri durum ve kalite değerlendirme sistemi.  Dediğim gibi durum ve kalite kontrolü yapmayı amaçlıyor ancak dönen dolaplar kalitesizliği ortaya çıkarmaya yetmiyor.

Gerçek yazılımcılar ekstra metodlar ile kısa yoldan zengin olanlar ile aynı dünya'dan değiller.

Parası olan en güçlü

Genel olarak bakıldığın çoğu yerde geçerli bir düşünce mevcut “paran varsa en güçlüsün”. Pagerank furyası ile birlikte bu düşünce gerçekleşebiliyor. Eğer paranız çoksa,yüksek pageranka sahip sitelerden link alıyorsunuz ve sizin sitenize önemli olarak sayılan sitelerden bağlantı verildiği için arama motorları bunu “bu site kaliteli demekki baksana önemli bir siteden bağlantı verilmiş” şeklinde yorumluyor ve haliyle sizde arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmaya başlıyorsunuz.

Bu anlayışa sahip web sitelerinin sayısı arttığında kaliteli içerik bulmak imkansızlaşıyor. O zaman bu pagerank denen sistemin doğruluğu ve geçerliliği sizce kalite kontrolünde ne kadar etkili ? Bu sorunun cevabı yine belirttiğim gibi maalesef kontrol edemiyor. Yabancı kaynaklarda yazılmış bir makale aynen alınıp Türkçeye çevriliyor ve ardından yayınlanıyor. Arama motorları bunu yine özgün içerik olarak algılıyor ve web sitesinin değeri artıyor. Peki web sitesinde o  özgün olarak nitelendirdiğimiz bilgiyi veren kişinin bilgisi ne konumda oluyor ? Webmasterım,yazılımcıyım diye ortalarda dolananların sayılarını arttırmaktan başka bir işe yaramayan pagerank sistemi artık daha fazla kar elde etmek amaçlı olarak uygulanıp webmaster olarak nitelendirdiğimiz ancak aslında alakası olmayan kişiler tarafından ekstra olarak web site tasarım proejelerine fiyat yükü olarak yansıtılıyor.

Reklam gelirlerini arttırmak için her yöne başvuran kişiler aslında kendilerini kandırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Ben bugün ne öğrendim sorusuna sadece “Hiç” olarak cevap verebiliyorlar. Yaptıkları iş sadece zaman kaybı olarak nitelendirdiğim başka kaynaklardan alıntı olarak haberler eklemek, İngilizce yazıları Türkçeye çevirip eklemek,Türkçe yazılardaki kelimeleri değiştirip kesip biçip farklı bir şekle sokarak yayınlamaktan öte gidemiyorlar. Gün geliyor Türkiyede yazılımcı yok denildiğinde kızıyoruz.Tabi ki çok iyi yazılımcılar da mevcut ancak insanlar kendini yazılımcı sanan o kadar çok kişi ile karşılaşıyorlar ki ve yaptıkları işlerde birbirlerine benzer oldukları için yazılımcı kavramını yanlış tanır hale geliyorlar.

Scriptkiddylik yapıp oradan buradan script çalış editleyip sonrada “bak nasıl olmuş” denen kişilerin sayısıda az değil aslında kendini webmaster ve yazılımcı sananların yaptıkları ortak davranışlar belirttiklerimin tümünü kapsıyor. Kendimize sormak zorunda olduğumuz bazı sorular var. Sormak zorundayız çünkü acı gerçekleri görmek bir nebzede olsa bizi kendimize getirir.

Kaç tane özgün makale yazdık?

Alıntı çalıntı yapmadan kaç tane yazılım kodladık ?

Ona buna sormadan problemlerle uğraşıp ne kadar proje ürettik ?

Başladığımız bir işi tam olarak bitirdik mi ?

Hangi dilleri notepad kullanarak kodlayabilecek kadar biliyoruz ?

Dreamwevaer gibi editörler kullanmadan tasarım ve yazılım üretebiliyor muyuz ?

Evet bu sorulardan daha fazla üretmekte mümkün ancak bu kadar yeterli görüyorum. Artık öyle bir konuma geldik ki SELECT ifadesini SQL’de sorgulamayı bilmeyip ben Veritabanı Yöneticiyim diyenler , Response kelimesini duymayıp ben ASP yazılımcısıyım diyenler, .NET nedir hayal bile edemeden MS ürünü diye kötüdür damgası yapıştıranlar ve en önemli çok kod yazıp biz çok iyi programcıyız diye böbürlenenler o kadar çok arttı ki bilişim dünyasını kara delik gibi yutacağa benziyorlar. Çok kod yazmanın çok iyi programcı olduğunu düşünen kişiler sadece kendilerini kandırıyorlar. Mühendis az kod ile en verimli projeyi üretirken bunu küçük görenler sadece elindeki belli başlı kodları yazabildiklerini kendilerine itiraf edemiyorlar.

Özgünlük, orijinallik, kaliteli anlayışlar artık mazide kaldı sanırım. Bundan 10 yıl önce durumlar hiç böyle değildi. Özgün makalelere o kadar çok ilgi olurdu ki insanlar sürekli yeni makale yazmaya teşvik olurlardı. Ancak durum şimdi ise tam tersi. Özgün içerikten çok nasıl ıvır zıvır konular paylaşırım, insanlara zararlı uygulamaları nasıl yediririm, nasıl site çökertirim vb. arayışları içinde oldukları için gerçek anlamda bilgi ve birikimlerini insanlarla ile paylaşan gruplar yok olma noktası geliyor.

Değişim sizi bozmasın

Sözlerimde ağır kelimeler kullanmış olabilirim ama gerçekleri görmek gerekiyordu. Bunlar hafif bir dille anlatmak insanlarda etki yaratmıyor. Bir web sitesi düşünün içeriği güzel, kaliteli ve kalitesini bozmadan yoluna devam etmek istiyor. Ancak rekabet öyle büyümüş ki kullanıcıların bunu fark etmesi artık önemsiz olarak algılanabiliyor.

Zamana ayak uydurmak kendi kişiliğimizden vazgeçmek ise benden uzak dursun. Baktığımda ise kişiliklerinden vazgeçen o kadar çok insan gördüm. Sadece şuna inanıyorum her bilgiye mutlaka gereken değer günü ve zamanı geldiğinde verilecektir.Emeklerinizin hiçbiri boşa gitmeyecektir.Bu yönde benim gibi düşünenler var ise zaman onlar için iyi şeyler getirecektir.Bundan hiç şüpheniz olmasın.

Olcay KÜK

 

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Bilişim dünyasında son durumu kelimelerle ifade etmek ne yazık ki pek mümkün görünmüyor.

Geçtiğimiz aylarda birçok farklı alanlara uzanan eller gördük ve tabi ki kullanmayı da ihmal etmedik.

Bunlardan biri Google tarafından üretilen Chrome adlı yeni tarayıcıydı.

İlk olarak bakıldığından google gibi bir firma tarafından yapılması tarayıcının arkasında ne kadar büyük bir sermaye ve güç olduğunu ön plana çıkarıyordu.

Ancak tüm bunlara rağmen hatta yazılımın mükemmeliyitine odaklanmamızı da eklersek beklenen tarayıcı doğdu gibi bir izlenim ortaya çıkmıştı.

Zaman bir kez daha yanıldığımızı ortaya koyarak tüm ön yargıları silip atan sonuçlar ortaya çıkardı.

Chrome vs Internet Explorer

Beklediğimiz tarayıcı beta olmasına rağmen barındırdığı güvenlik açıkları,tasarımsal alandaki dengesizlik gibi birçok konudan önemli olarak nitelendirdiğimiz kritelerde beklenen değerleri yakalayamadı diyebiliriz.

Tarayıcı dünyası son derece aktif kapışmaların yaşandığı durumlardayken yeni bir tarayıcının piyasaya sunulması hali hazırda kullanılan pratikliklerin kaybolmasına da sebeb olacaktı.

İlk indirilme günlerinde chrome opera'nın indirilme sayısından daha fazla indirilerek operayı geride bırakmıştı.

Ancak son zamanlarda durum değişti.Son bilgilere göre chrome 1.4 lük gerileme hızıyla düşüyor.

Chrome'un bir firefox kadar ilk aşama için gelişmesi beklenemezdi ama beta sürüm olduğunu unutanların sayısı da bir hayli fazlaydı.

Kullanıcılar tarafından bakıldığında hız,tasarım,eklenti vs. imkanlar dikkate alındığı için chrome ilk aşama için dikkat çekmesi bakımından herkes dikkatini çekerek başarılı oldu diyebiliriz.

Bu tehlikeli yarışta geride kalmamak için yapması gereken birçok işleri var diyebiliriz.

Madalyon'un diğer yüzü

Google tarayıcı piyasasına girmesinin altında şüphesiz ki rekabet halinde oldukları microsoft'un dengelerini sarsmak da istedi.

Tarayıcı alanına girerek potansiyel internet explorer kullanıcılarının bir kısmını bile kendi lehlerine çevirebilmeleri onlar için önemli sayılacaktır.

Bu aslında kendi teknolojilerinin microsoft fataniği olan kişiler tarafından da dikkatle ve önemle takip edilmesinin başlıca sebeblerinden biri olabilir

Sonuç olarak bakıldığın da chrome bu çıkışıyla microsoft'un internet explorer dengelerini değiştirmiş midir ?

Tarafsız bir gözle bakıldığında önemli ölçüde değiştirememiştir.

Fakat değiştirilebilir olma alt yapısını ve ön yargılarını delmeyi başarmıştır.

Tarayıcı dünyası önümüzdeki günlerde daha da çekişmeli hale geleceği şüphesizdir.

Bundan tek karlı çıkacak olan da biz kullanıcılarız.

Silverlight vs Flash

Son günlerde bir diğer çekişme de silverlight ve flash arasında yaşanıyor.

Aslında bu rekabeti flash tarafındakilerin çıkardığı daha doğrusu çıkarmaya çalıştıkları apaçık ortadadır.

Flash'ın uzun yıllardır sallanmayan tahtı son zamanlarda silverlight yaygınlaşmasının ardından bir nebze de olsa etkilendi.

Bu yazılım dünyasına yeni adım atmış olanlara sunacakları imkanlar doğrultusunda rekabetin geleceği etkilenecektir.

Bir amatör yazılımcı kendisine hangi yazılım dili gelecek vaadediyorsa onu tercih eder.

Silverlight'ın önemli ataklar yaptığı son zamanlarda flash'ın bu durumdan etkilenmesi şüphesiz ki beklenen bir durumdur.

Peki Adobe yani Flash şimdi ne yapacak.Adobe bünyesinde barındırdığı birçok özelliği ile yine geliştiricilerin dikkatini çekecektir.

Hatta bir süre önce çıkardığı PhotoShop CS4 ile de farklılığını ve yaratıcılığını ortaya koymuştur.

Ancak gerçeklere bakıldığında bu böyle gözükmüyor.

Eskiden boş duran meydan artık silverlight'ın gelişiyle rekabet ortamına dönüşüyor.

Artık dengeler daha kolay değişiyor.

Ve birileri bu dengeleri değiştirmek için diğer firmaların alanlarına yönelerek potansiyel kullanıcıları kendi lehlerine çevirmeye çalışıyorlar.

Bu bizleri ne kadar ilgilendiriyor dersek adobe,google,microsoft gibi firmaların kullanıcılara sundukları açık kaynak kod imkanının artmasıyla doğru orantılı olarak yükselecektir.

Uzun yıllardır açık kaynak kodlu projelere destek vermeyen microsoft son yıllarda bu görüşünü değiştirerek birçok açık kaynaklı proje yayınlamıştır.

Google ilk kurulduğundan itibaren açık kaynak kodlu projelere desteğini bir an bile bırakmamıştır

Günümüzde google ve microsoftu rakip yapan konumda ortada dönen sermayenin açık kaynak kod desteğini arkasına alarak kullanıcılar ile buluşturmasıdır.

Kim kullandığı yazılımların ücretsiz ve geliştiribilinir olmasını istemez ki.

İşte hepimiz bu düşünceye sahip olmamızdan ötürü büyük firmalar günümüz rekabetinde dengeleri değiştirmek için

her türlü yola başvurduklarını artık daha sık görüyoruz.

Ben olaylara kendi açımdan baktığım da silverlight,flash,chrome,firefox,internet explorer gibi ürünlerin bana hangisi daha iyi bir gelecek ve alt yapı imkanı sunduğuna bakıyorum.

Durum böyle olunca bazen Google bazen de Microsoft ürünlerini kullanmayı tercih ediyorum.

Sonuçta ne oluyor ben istediğimi alıyorum ve daha sağlam alt yapılara dayanarak yazılımlar üretiyorum.

Rekabet iyidir ve özellikle her yönden dengelerin değiştiği ve bir yandan da değiştirilmeye çalışıldığı şu son aylarda artık fanatiklik geçmişe gömülmüştür.

Teknoloji'nin takipçileri olarak son gelişmeleri yakından izlemeye ama gerçek hayat bakışlarıyla izlemeye devam edeceğiz.

Görüşmek dileğiyle ...

Olcay KÜK

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Blog'dan

Biraz yazılım,biraz güvenlik,biraz da hayattan karalamalar ...


İletişim: ok@olcaykuk.com