Teknoloji alanında rekabet içinde olan web siteleri artık
gerçek amaçlarını unutup ekstra metodlar ile kullanıcı kazanmayı hedefler hale
geldiler.
Peki neydi bunlara özünü unutturan. Çok fazla düşünmeye
gerek yok. Sihirli olduğu düşünülen ve adına Pagerank dedikleri durum ve kalite
değerlendirme sistemi. Dediğim gibi
durum ve kalite kontrolü yapmayı amaçlıyor ancak dönen dolaplar kalitesizliği
ortaya çıkarmaya yetmiyor.
Gerçek yazılımcılar ekstra metodlar ile kısa yoldan zengin olanlar ile aynı dünya'dan değiller.
Parası olan en güçlü
Genel olarak
bakıldığın çoğu yerde geçerli bir düşünce mevcut “paran varsa en güçlüsün”.
Pagerank furyası ile birlikte bu düşünce gerçekleşebiliyor. Eğer paranız
çoksa,yüksek pageranka sahip sitelerden link alıyorsunuz ve sizin sitenize
önemli olarak sayılan sitelerden bağlantı verildiği için arama motorları bunu “bu
site kaliteli demekki baksana önemli bir siteden bağlantı verilmiş” şeklinde
yorumluyor ve haliyle sizde arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmaya
başlıyorsunuz.
Bu anlayışa
sahip web sitelerinin sayısı arttığında kaliteli içerik bulmak imkansızlaşıyor.
O zaman bu pagerank denen sistemin doğruluğu ve geçerliliği sizce kalite
kontrolünde ne kadar etkili ? Bu sorunun cevabı yine belirttiğim gibi maalesef
kontrol edemiyor. Yabancı kaynaklarda yazılmış bir makale aynen alınıp Türkçeye
çevriliyor ve ardından yayınlanıyor. Arama motorları bunu yine özgün içerik
olarak algılıyor ve web sitesinin değeri artıyor. Peki web sitesinde o özgün olarak nitelendirdiğimiz bilgiyi veren
kişinin bilgisi ne konumda oluyor ? Webmasterım,yazılımcıyım diye ortalarda
dolananların sayılarını arttırmaktan başka bir işe yaramayan pagerank sistemi
artık daha fazla kar elde etmek amaçlı olarak uygulanıp webmaster olarak
nitelendirdiğimiz ancak aslında alakası olmayan kişiler tarafından ekstra
olarak web site tasarım proejelerine fiyat yükü olarak yansıtılıyor.
Reklam
gelirlerini arttırmak için her yöne başvuran kişiler aslında kendilerini
kandırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Ben bugün ne öğrendim sorusuna sadece “Hiç”
olarak cevap verebiliyorlar. Yaptıkları iş sadece zaman kaybı olarak
nitelendirdiğim başka kaynaklardan alıntı olarak haberler eklemek, İngilizce yazıları
Türkçeye çevirip eklemek,Türkçe yazılardaki kelimeleri değiştirip kesip biçip
farklı bir şekle sokarak yayınlamaktan öte gidemiyorlar. Gün geliyor Türkiyede
yazılımcı yok denildiğinde kızıyoruz.Tabi ki çok iyi yazılımcılar da mevcut
ancak insanlar kendini yazılımcı sanan o kadar çok kişi ile karşılaşıyorlar ki
ve yaptıkları işlerde birbirlerine benzer oldukları için yazılımcı kavramını
yanlış tanır hale geliyorlar.
Scriptkiddylik
yapıp oradan buradan script çalış editleyip sonrada “bak nasıl olmuş” denen
kişilerin sayısıda az değil aslında kendini webmaster ve yazılımcı sananların
yaptıkları ortak davranışlar belirttiklerimin tümünü kapsıyor. Kendimize sormak
zorunda olduğumuz bazı sorular var. Sormak zorundayız çünkü acı gerçekleri
görmek bir nebzede olsa bizi kendimize getirir.
Kaç tane özgün
makale yazdık?
Alıntı
çalıntı yapmadan kaç tane yazılım kodladık ?
Ona buna
sormadan problemlerle uğraşıp ne kadar proje ürettik ?
Başladığımız
bir işi tam olarak bitirdik mi ?
Hangi dilleri
notepad kullanarak kodlayabilecek kadar biliyoruz ?
Dreamwevaer
gibi editörler kullanmadan tasarım ve yazılım üretebiliyor muyuz ?
Evet bu
sorulardan daha fazla üretmekte mümkün ancak bu kadar yeterli görüyorum. Artık
öyle bir konuma geldik ki SELECT ifadesini SQL’de sorgulamayı bilmeyip ben
Veritabanı Yöneticiyim diyenler , Response kelimesini duymayıp ben ASP
yazılımcısıyım diyenler, .NET nedir hayal bile edemeden MS ürünü diye kötüdür
damgası yapıştıranlar ve en önemli çok kod yazıp biz çok iyi programcıyız diye
böbürlenenler o kadar çok arttı ki bilişim dünyasını kara delik gibi yutacağa
benziyorlar. Çok kod yazmanın çok iyi programcı olduğunu düşünen kişiler sadece
kendilerini kandırıyorlar. Mühendis az kod ile en verimli projeyi üretirken bunu
küçük görenler sadece elindeki belli başlı kodları yazabildiklerini kendilerine
itiraf edemiyorlar.
Özgünlük,
orijinallik, kaliteli anlayışlar artık mazide kaldı sanırım. Bundan 10 yıl önce
durumlar hiç böyle değildi. Özgün makalelere o kadar çok ilgi olurdu ki
insanlar sürekli yeni makale yazmaya teşvik olurlardı. Ancak durum şimdi ise
tam tersi. Özgün içerikten çok nasıl ıvır zıvır konular paylaşırım, insanlara
zararlı uygulamaları nasıl yediririm, nasıl site çökertirim vb. arayışları
içinde oldukları için gerçek anlamda bilgi ve birikimlerini insanlarla ile
paylaşan gruplar yok olma noktası geliyor.
Değişim sizi bozmasın
Sözlerimde
ağır kelimeler kullanmış olabilirim ama gerçekleri görmek gerekiyordu. Bunlar hafif
bir dille anlatmak insanlarda etki yaratmıyor. Bir web sitesi düşünün içeriği
güzel, kaliteli ve kalitesini bozmadan yoluna devam etmek istiyor. Ancak
rekabet öyle büyümüş ki kullanıcıların bunu fark etmesi artık önemsiz olarak
algılanabiliyor.
Zamana ayak
uydurmak kendi kişiliğimizden vazgeçmek ise benden uzak dursun. Baktığımda ise
kişiliklerinden vazgeçen o kadar çok insan gördüm. Sadece şuna inanıyorum her
bilgiye mutlaka gereken değer günü ve zamanı geldiğinde
verilecektir.Emeklerinizin hiçbiri boşa gitmeyecektir.Bu yönde benim gibi
düşünenler var ise zaman onlar için iyi şeyler getirecektir.Bundan hiç şüpheniz
olmasın.
Olcay KÜK